Benim De Bir Fotoğrafımı Çek Abi

Benim de bir fotoğrafımı çek abi, dedi pazar yerinde gördüğüm

küçük çocuk. Şöyle fiyakalı bir resim olsun.

Çektim.

Benim de fotoğrafımı çek, dedi yaşlı bir adam. Şöyle arkamdaki

cami ile birlikte.

Çektim.

Benim de fotoğrafımı çek, demedi yorgun yük beygiri.

Ama ben çektim.

Çayırda kadınlar kendi aralarında eğleniyorlardı. Beni görünce

gülüşmeye başladılar.

Fotoğraf çektiğimi görünce, hep bir ağızdan,

Çek abi, çek, ama bize göndermeyi unutma, diye seslendiler.

Çektim ve gönderdim.

Bir balıkçı, motoru kıyıya yanaşırken seslendi:

Bugün kısmette balık yokmuş, hiç değilse bir fotoğrafımızı çek.

Çektim.

Bir pehlivan, Beni böyle sivil olarak çekip nideceksin ki, dedi. Sen

beni ayağımda kispet, er meydanında çekmelisin.

Birini çektim, öbürünü başkalarına bıraktım.

Teyze fotoğrafını çekiyorlar, diye bağırdı bir çocuk.

“Teyze” bana dönüp, A oğul benim fotoğrafımı

çekip nideceksin?

Şu koca çrnarınkini çeksene, deyip

ardındaki çınarı gösterdi.

Çektim.

Hem yaşlı kadını, hem koca çınarı.

Kadının boşluğa bakan gözlerini.

Çınarın düşen yapraklarını.

Sonra dağda, bayırda; çayırda, ormanda topladığı otları, çiçekleri, pazar yerinde sergileyip satan bir başka kadının “eseriyle” birlikte fotoğrafını çekmekteydim ki, farkına varıp eline bir demet kır çiçeği alıp poz verirken şöyle dedi: Çekesin yavrum, ama renkli olsun. Çünküm dünya çok renklidir.

Pencerenin fotoğrafını çektin, pencereden bakanın fotoğrafını da

çektin mi?

Çektim.

Kentlerin fotoğrafını çektin. Kentteki köylünün fotoğrafını da

çektin mi?

Çektim.

Denizin fotoğrafını çektin, tuzun fotoğrafını da çektin mi?

Çektim.

Yolların fotoğrafını çektin, hızın fotoğrafını da çektin mi?

Çektim.

Şarkıcının fotoğrafını çektin, sesin fotoğrafını da çektin mi?

Çekemedim.

Geçmişin fotoğrafını çektin, geleceğin fotoğrafını da çektin mi?

Çekemedim.

Yüzleri ve dudakları ve gözleri çektin, acıların fotoğrafını

çektin mi?

Çekemedim.

Peki sonuçta, neyin fotoğrafını çektin, neyin fotoğrafını

çekemedin?

Yüzlerin fotoğrafını çektim, terslerin fotoğraflarını çekemedim.

Yaşamın fotoğrafını çektim, ölümün fotoğrafını çekemedim.

Doğanın, renklerin fotoğrafını çektim, sözcüklerin fotoğrafını

çekemedim. Renkleri çektim, sesleri çekemedim.

Ama sessizliğin fotoğrafını, ama yalnızlığın fotoğrafını, ama çaresizliğin fotoğrafını, ama umudun, ama umutsuzluğun fotoğrafını da bu arada çektiğimi sanıyorum. Nerde bu fotoğraflar? Görmüyor musun, işte burda?

 

Ferit Edgü / Seyir Sözcükleri